Mevlana Bulvarı. 1422. Sokak. No: 4
Posta Kodu: 06520 Çankaya / Ankara

Sabit Telefon: +90 (312) 253 66 66
E-Posta Adresi: mcemozbek@yahoo.com

Horlama ve Uyku Apnesi

Horlama

Normal erişkin insanların en az %40 kadarı zaman zaman horlamaktadır. 40 yaş sonrasında erkeklerin %40’ı kadınların da %25’i sürekli olarak horlamaktadır. "Uyku Apnesi" dediğimiz gece uykuda solunumun geçici olarak durması ise, toplumun %2-3’ünde sorun olan bir hastalıktır. Kilo fazlalığı; horlama ve uyku apnesinin (nefesin geçici olarak durması) önemli bir nedenidir, ancak zayıf hastalar da anatomik nedenlere bağlı olarak horlayabilirler veya gece uykuda nefesleri durabilir.

Horlamanın Nedeni Nedir?

Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda veya buradaki hava geçişi hızlandığında ortaya çıkan gürültü biçimindeki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Titreşmekle kalmayıp aynı zamanda havayolunda kapanma da yaşanırsa, solunum durur. Solunum durması 10 sn ve daha uzun süre olursa APNE, 10 saniyeden az olursa HİPOPNE denilmektedir. Burun veya damak bölgesinde nerede darlık varsa, hava bu bölgeden hızlanarak (Ventüri etkisi) ve daha fazla negatif basınç oluşturarak geçecektir. (Bernoulli Prensibi)

Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda içeri çökebilen dokuları hava yoluna doğru çeker (yukarıda belirtilen bernoulli ve ventüri etkileri). Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum; neden bazı insanların sadece alerjik dönemlerde, grip veya sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun eğrilikleri de burun tıkanıklığının önemli bir nedenidir. Deviasyon: Burun orta bölmesinin yan taraflara doğru eğrilerek pasajı daraltması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır. Belirgin burun eğriliği olan hastalara yapılan ameliyat horlamayı önemli ölçüde azaltır.

Dil ve boğaz kaslarının gerginliğinin azalması. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol ya da ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.

Büyük geniz eti ve bademcikler de apnenin önemli bir nedenidir. Büyük bademcik ve geniz eti özellikle çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Ameliyat ile sorun kesin olarak çözülür. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu ve boyundaki yağ yastıkçıkları önemli bir nedendir. Kist veya tümörler de nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.

Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması nefes borusuna doğru hava yolunu daraltır. Ancak küçük dil eskiden sanıldığının aksine horlamanın tek nedeni değildir. Bu nedenle günümüz ameliyatlarında çok uzunsa biraz kısaltılır ve genellikle de korunur.

Horlama Ciddi Bir Sorun Mudur?

Kesinlikle evet! Bu aile yaşamını da ciddi bir şekilde tehdit edebilmektedir. Horlayan kişi ailenin diğer bireyleri tarafından uykusuz gecelerin sorumlusu olarak gösterilir. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Ancak tek başına yani basit horlama dediğimiz durum eğer tıkayıcı uyku apnesi yoksa sağlığa genellikle zararlı değildir.

“Uyku apnesi” diye bilinen ve nefesin durduğu uykuda tıkanmaların olduğu hastalıkta, şiddetli horlama ,nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 5 den fazla görülmesi hastanın sağlığı açısından ciddi şekilde tehdittir. Bu durumda hastalarımıza bir uyku merkezinde inceleme yapılması önerilmektedir. Apneli (nefesin durduğu) hastalarda bazı durumlarda nefesin 60-70 saniye kadar durduğu görülebilmektedir. Böyle bir durumda uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijen düzeyinin düşmesi beyne uyarı gönderir ve sonuçta solunum çabası artar ve hasta kısa süreliğine uyanır. Sonra hasta tekrar uykuya dalar ve aynı döngü gece boyunca sürekli tekrar eder. Bu durum hastanın uyku kalitesini bozar. Sabahları kendini yorgun ve bitkin hisseder. Gece sık idrara kalkma ve hatta cinsel isteksizliğin dahi nedenleri arasındadır. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Yüksek tansiyon, hastaların %50 sinde vardır. Tansiyonun nedeni artmış sempatik sistem aktivitesidir. Eskiden “nedeni bilinmeyen-primer-hipertansiyon” kategorisindeki birçok hastada nedenin uyku apnesi olduğu anlaşılmıştır. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülebilmektedir.

Horlama Tedavi Edilebilir Mi?

Çocuklarda:
Çocuklardaki horlama ve tıkanmaların nedeni büyük olasılıkla büyümüş geniz eti ve bademciklerdir. Tedavisi ameliyattır ve kesin çözümdür. Çocuklarda erişkinlerin aksine 10 saniyelik durmalar değil 1 saniyelik nefes durması dahi çok önemlidir ve kesin ameliyat edilme gerekliliği taşır.

Yetişkinlerde:
Horlamanın birçok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralanan önerilere uyulmalıdır.

Kilo! Kilo! Kilo! Horlama ve apne konusunda özellikle fazla kilosu olan hastalar doktordan yardım beklerken kendileri de kendilerine yardımcı olmalıdırlar. Fazla kilolar horlama ve özellikle uyku apnesinde önemli bir etkendir. Boyun çevresi genişliği çok önemlidir. Vücut kitle indeksi (Body mass index): hastanın boyunun karesinin kilosuna bölümüdür. Yani boyu 170cm ve kilosu 70 olan birinin BMI = 70/1.7×1.7=24.2'dir. Bu sayı 25 ve altında ise hastanın kilosu normaldir. 25-30 arasında ise hafif obez ve 30’un üzerinde ise obez (şişman) kategorisindedir. Vücut kitle indeksi 30 ve üzeri olanlar mutlaka kilo vermeye çalışmalıdırlar. Fazla kiloları vermek sadece gece uykuya faydalı olmakla kalmaz aynı zamanda sizi ileride gelişebilecek şeker hastalığı veya eklem sorunlarından da korur.

Horlama ve Apne

Peki, Başka Neler Yapabiliriz?

Öncelikle iyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmelidir.

Horlayan kişiler, tıbbi gereklilik olmadıkça, uyku ilaçları, sakinleştirici tarzı hapları ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalıdırlar.

Uykudan önce alkol almaktan, ağır (yağlı ve fazla miktarda) yemekten, aşırı yorgunluktan sakınılmalıdır. Akşam yemeği ve uyku arasında mutlaka 3 saat olmalıdır.

Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmelidir. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metotdur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur. Karın basıncını düşürmek için rahat pijamalar giyilmelidir.

Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

Her pozisyonda horlayan kişiler “ağır horlayan” olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.

Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Öncelikle tam bir burun, boğaz ve dil kökü muayenesi yapılmalıdır. Hasta burundan rahat nefes alamıyorsa öncelikle buna çözüm sağlanmalıdır. Nefes almadaki zorlanma alerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit olabileceği gibi, kıkırdak veya kemikteki eğriliğin düzeltilmesi veya burun içinde normalden fazla büyümüş etleri küçültmeye yönelik bir ameliyat da olabilir. Burun muayenesinden sonra sıra boğaz muayenesindedir. Büyük bademcikler, uzun küçük dil veya aşağı ve orta hatta doğru sarkmış yumuşak damak solunumu tıkıyor olabilir. Büyük bir dil ve dil kökü de benzer şikayetleri yapabilir. Çenenin arkaya doğru yerleşimi veya küçük olması zayıf hastalarda sıklıkla apne nedenidir. Böyle durumlarda baş iskelet sistemibe ait değerlendirme yapılmalıdır. Görüldüğü gibi horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir. Sonuçlar aynı zamanda ameliyat kararı verme açısından da önem taşır. Apne- hipopne değeri ( AHİ veya RDİ) 5-15 arası ise hafif, 15-30 arası ise orta ve 30’un üzeri ise ağır apnedir. Tabi başka değerler de bizler için değerlidir. Örneğin kandaki oksijen ne kadar azalmış veya hasta hangi posizyonda uyurken solunum daha kötü oluyor gibi. AHİ değeri 30’un altında olan hastalar ameliyattan daha fazla fayda görürken 30 un üzerindeki hastalar PAP ( positive airway pressure) tarzı hava veren solunum cihazından daha fazla faydalanırlar.

Horlama ve Apne Ameliyatları

Özellikle son 15 yılda popülarite kazanmıştır. Şunu hastalarım bilmelidirler ki; horlamayı %100 kesen bir cerrahi yöntem veya ilaç henüz bulunamadı. Ancak horlama ve apne şiddetinde doğru hastalara yapılacak ameliyatlarla ciddi anlamda azalmalar elde edilmektedir. Her hasta ameliyattan fayda görmeyeceği gibi, her hastaya da aynı ameliyat yapılmaz. Günümüzde yapılan ameliyatları sadece horlamaya yönelik, horlama ve hafif-orta şiddette apneye yönelik ameliyatlar olarak özetleyebiliriz.

Horlama Ameliyatları:
Hastalığın nerede ve hangi seviyede olduğu çok önemlidir. Öncelikle iyi nefes alan bir burun pasajı sağlanmalıdır. Bunun dışında yumuşak damakta fibrozis dediğimiz katılığı sağlayacak ve böylelikle titreşimi önleyecek olan anterior palatoplasti ameliyatı hem kolay hem de etkili bir ameliyattır. Bu ameliyatta hastalar 1-2 gün süren ve şiddetli olamayan bir boğaz ağrısı hissederler. Kanama riski neredeyse hiç yoktur. Birkaç gün içerisinde normal yaşamlarına dönebilirler.

Horlama ve Apne Ameliyatları:
Bu gruptaki hastalara hem yumuşak damağın yukarı alınması hem de bademciklerin alınarak, bademciklerin bulunduğu boşluğun kenarlara doğru dikilerek ağız boşluğunun genişletilmesi uygulanır. Lateral faringoplasti dediğimiz bu ameliyatta ağrı bademcik ameliyatındaki gibidir. İyileşme süreci bir hafta ila 10 gün civarındadır. Uygun hastalarda çok başarılı sonuçlar verir.

Bu ameliyatların dışında dilin öne alınması, çenenin öne alınması, sert damak kemiğinin küçültülmesi gibi başka ameliyatlar da bulunmaktadır.